TELMESSOS


Likya – Karia sınırında bir kıyı kenti olan Fethiye’nin antik çağdaki ismi Telmessos’tur.  Akdeniz kıyı bandında kurulduğundan günümüze değin yerleşimin, kesintisiz olarak sürdürüldüğü tek merkez durumundaki Telmessos antik kentinin filolojik bazı tespitlere göre M.Ö.3. binlere kadar gitmesine rağmen bunu kanıtlayacak somut bulgulara henüz ulaşılamamıştır. Suidas’ın kentin kuruluşu ile ilgili olarak anlattığı bir mitolojiye göre Troia Savaşının başladığı dönemde, Atinalılardan elçi olarak gelen Odysseus ile Menelaos’u evine kabul eden Antenor’un (Troia’lı ihtiyar) kızına aşık olarak, köpek kılığına girip ilişki kuran Apollon’dan olma çocuğa Telmessos adı verilir. Bu Çocuğun adına izafeten Likya sınırlarında aynı isimle Telmessos kenti kurulur. Böylece Apollon çocuğunu bu yeni kente kahin olarak tayin eder.

Telmessos kentinin kökeni hakkında fazla bilgi yoktur. Fakat Telmessos’un, her zaman Likya Kentlerinden biri olarak sayılmadığını görmekteyiz. M.Ö. 545’te Perslerin Lidya’yı işgalinin ardından, komutanları Harpagos’un önderliğinden Karya üzerinden Kaunos ve Telmessos ile Likya’ya girdiler. M.Ö. 545 ile 333 yılları arasında kesintilerle süren Pers işgali sırasında Telmessos, Likya ile birlikte 1. Satraplığa bağlanmıştır. Bu dönemde kentin kaderi Likya’nın bütününden farklı değildir. M.Ö. 446 yılında Euremedon Savaşı’ndan önce Perslerden ayrılarak Attika – Delos Deniz Birliği’ne giren 446 – 424 yılları arasında bazı yıllar vergi ödeyenler listesinde “Likyalılar ve beraberindekiler” olarak adı geçen Telmessos M.Ö. 390’da tekrar Pers egemenliğine girmiştir.
M.Ö. 4. yüzyılda Likyalıları, Perikles’in yönetimi altında, Telmessoslularla savaşırken görüyoruz; bu savaşın sonunda Likyalılar kazanmış olmalılar çünkü Skylaks, aynı yüzyıla ait kayıtlarda şehri Likyalı olarak tanımlar. M.Ö. 189’da Eumenes ile Antiokhos arasında yapılan anlaşmada Telmessos’u Likya’dan ayırmış fakat Eumenes’ten (Pergamon Kralı) sonra krallığın çökmesi üzerine şehir tekrar Likya’ya bağlanmıştır. Telmessos Kenti’nin bu durumu Likya’nın batı sınırının zaman zaman değişmesine sebep olmuştur
Telmessos kentinden bahseden en erken kaynaklardan biri de Herodotos’tur. Herodotos, Telmessos’tan “kahinlerine danışılan bir şehir” olarak bahsederken, Strabon sadece bir Likya kasabası olduğunu söylemekle yetinir.
Büyük İskender, M.Ö. 334 – 333 kışında Telmessos’a ulaştığında, ona hemen katılan şehir sakinleri ile bir barış anlaşması yapmıştır. Ancak bu olayın üzerinden çok zaman geçmeden bölgeye satrap olarak atanan Nearkhos, şehrin kontrolünü ele geçiren Antipatrides’ten kenti geri alır.
M.S. 43 yılında Roma Senatosu’nun, İmparator Cladius’un önerisi ile Likya’yı Roma’nın bir eyaleti olarak ilan etmesiyle, Telmessos da bu tarihten itibaren Roma egemenliğine girer.

M.S.  451 yılında Kalkhedon Konsülü’ne katılan Telmessos özellikle 7. yüzyılda Arap akınları yüzünden hayli zayıflayarak önemini yitirmiştir. M.S. 8. Yüzyılda II. Anastasius kentin ismini Anastasiupolis olarak değiştirmişse de bu isim fazla kabul görmemiştir. Daha sonraki yıllarda bazı araştırmacılara göre “uzak diyar” anlamında, bazılarında göre ise Makrianes isimli bir piskoposun isimden türetilerek Makri adını almıştır. Daha sonra bölgede Türk nüfusunun artmasıyla birlikle Meğri ismi kullanılmaya başlanmış olup 1914 yılında Belediye Meclisi’nin aldığı bir kararla ilk Türk Hava Şehidi Fethi Bey’in adına ithafen Fethiye olarak değiştirilmiştir

Telmessos Tiyatrosu
Her el değiştirmede yakılıp yıkılan ve antik çağlardan itibaren tanık olduğu depremlerle hayli tahrip olan antik kentten günümüze Kaya mezarları ile birkaç lahit mezarın dışında pek kalıntı ulaşmamıştır. Varlığı 19. yüzyıl gezginlerinin anılarında ve gravürlerde geçen Telmessos tiyatrosunun, üstü yakın zamana kadar örtülü iken           Fethiye Müzesinin yaptığı kazı çalışmaları ile gün yüzüne çıkartılmıştır. Tiyatro konum ve plan itibarıyla Helenistik dönem özelliklerini yansıtmasına rağmen günümüze ulaşan kalıntılar daha çok Roma dönemine aittir. Tiyatro M.S. 3. – 4. yy. da arenaya dönüştürülmüştür.

Antik kentten günümüze ulaşan en eski kalıntı grubunu kaya mezarları oluşturmaktadır. Bunlardan en önemlisi doğu ante duvarı orta bölümündeki  “Hermapios oğlu Amintas yazısı nedeniyle Amintas Mezarı olarak isimlendirilen kaya mezarıdır.  Mezarın cephesi bütünüyle Ion Düzeni Tapınak Cephesini hatırlatmaktadır. Bu mezarın doğu yönündeki yamaçta bir grup kaya mezarı daha dikkati çeker. Bunlardan iki tanesi tapınak cephelidir. Bir tanesi tamamlanmadan yarım bırakılmıştır

Fethiye Kaya Mezarlarından Bir Grup

Modern kentin, devşirme malzeme kullanılarak, orta çağda inşa edilmiş büyük bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Büyük bir bölümü ana kaya üzerine kurulu kalede iskan izlerine pek rastlanmamaktadır. Daha çok savunma amaçlı yapılmış ve kullanılmıştır.



Kalenin Doğu Kısmındaki Mezarlardan Bir Grup

Kaymakamlık Yanındaki Likya Lahdi



 
 
Bu web sitesi Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin mali katkısıyla hazırlanmıştır. Bu web sitesinin içeriğinden Fethiye Müze Müdürlüğü sorumludur ve bu içerik hiçbir şekilde Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin görüş ve tutumunu yansıtmamaktadır.