OİNOANDA




Oinoanda ismi ilk Wiyanawanda/Winuwanda (Hititçe; wiyana = Şarap) adıyla Hitit çivi yazıtlarında rastlanmıştır. Bu çivi yazıtlarına göre Hititlilerin Ksanthos'a karşı yaptıkları bir seferde burasının Lukka Ülkesi’nin bir bölgesi olduğu belirtilmiştir. Hititlerin M.Ö. 1700 – 1200 tarihleri arasında etkin bir güç olduğu düşünülürse, bahsi geçen metni günümüzde doğrulayacak bir görsel iz emare kentte bu güne kadar rastlanılmamıştır. Kentte en erken M.Ö. 3.yüzyıl iskanını işaret eden sur duvarları ve duvar örgü teknikleri gözlemlenmektedir.
Kent M.Ö.2. yüzyılda Kibyra, Balbura ve Bubon kentleri ile dörtlü ittifak yapmış (tetrapolis) ve bu ittifak M.Ö.84 yılına kadar devam etmiştir. M.Ö.84 yılında Romalı general Lucius Licinus Murena bu ittifaka son vermiştir. Kent bu tarihten sonra Roma İmparatorluğu’nun Likya Eyaleti’nde bir kent olarak varlığını sürdürmüştür.
M.S. 4. yüzyılda tüm Avrupa’ya hakim olan kaos ortamı yaratan Got istilası ve M.S. 7. yüzyılda güneyden gelebilecek Arap akınlarına karşı kentin doğusunda, Hellenistik Dönem stoasına bakan büyük bir duvar inşa edilmiştir. Bu duvar yapılırken eski kolasal yapıların taşları sökülerek kullanılmıştır. Kentin birçok yapısına ait taşları bu duvar üzerinde görülebilmektedir.
Kentin kuzeyinde yükselen Eren Tepe (1532 m) Oinoanda’nın Akropolisi olarak nitelenmiştir ancak yerleşim sistemiyle ilgisi bulunmamaktadır. Oldukça engebeli olan topografya büyük yer kaplayan Agora ve meydan yapılarının yalnızca kentin kuzeyindeki bölgede kurulmasına izin verirken, geri kalan tüm yapı kalıntıları daha meyilli konumda bulunmaktadır. Kent alanı güneybatıda, iki kuleyle donatılmış, iyi durumdaki duvar kesitiyle korunmaktadır. Buna teğet geçen, aynı şekilde yüksekliği korunagelmiş, güneye doğru giden bir su kemeri vardır ve bir sonraki, güneyde bulunan tepeyi aşmaktadır. Kentin doğusundaki düzlükte günümüzün İncealiler Köyü bulunmaktadır.
Kent, tepe yamaçlarına inşa edilen mezarlar ile çevrilidir. Mezarların hemen hemen tümü Roma Dönemi’ne aittir. Bunların en büyüğü M.S. 2.yüzyılın II. yarısına tarihlenen Licinnia Flavilla tarafından yaptırılan Hereon’dur. Bu anıt mezarda I. Flavilla’nın ailesinin soyağacını veren bir yazıt yer almaktadır. Bu yazıtta Roma Dönemi’nin Likya seçkinlerini tanımamız mümkün olmaktadır.
Kentin doğusundaki Seki Beldesi’nin kuzey kısmında Seki çayı kenarında bir höyük bulunmaktadır. Eceler höyük olarak bilinen bu höyük yüzey buluntularına göre Kalkolitik Dönemden Roma Dönemine kadar geniş bir zaman dilimi içersinde iskan görmüştür. Muhtemelen de Oinoanda’nın erken yerleşimi buradaydı.  
Oinoanda, 1840'lı yıllarda İngiliz seyyahlarınca keşfedilmiş ve saptanmış, ilk planı 1847'de çıkarılmıştır. İlk olarak 1884'te keşfedilen ve takip eden yıllarda toplam 88 parçanın bulunuşuyla birlikte, Oinoandalı filozof Diogenes’in Epikurosçu öğretisinin anıtsal bir biçimde ölümsüzleştiği yazıt olarak belirlenebilen edebi bir yazıtın parçaları üzerinde yoğunlaşmıştır. Araştırmanın devamında, antik dünyanın en büyük tanınmış yazıtının söz konusu olduğu ortaya çıkmıştır. 1968 yılından itibaren, Martin Ferguson Smith’in araştırmalarıyla birlikte Oinoanda’nın araştırma tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu çalışmalar da yine Diogenes Yazıtı’na yöneliktir ve 38 yeni parça daha kazandırmıştır. Smith bundan başka, 19. yüzyılda keşfedilen birçok parçayı tekrar bulmuş ve yeniden çalışmıştır. 1974’ten başlayarak ise çalışmalara, BIAA’nın (British Institute at Ankara) ilk olarak Alan Hall tarafından yönetilen çok yıllık bir yüzey araştırması katılmıştır. İlk önce yoğun olarak Oinoanda’nın yapıları ve kent topografyası ile ilgili çalışmalar yürütmüş ayrıca mevcut Diogenes Yazıtı parçalarını toplam 86 yeni buluntuyla zenginleştirmiştir. Bu parçalar M. F. Smith tarafından yayınlanmıştır. Yazıt buluntuları ağırlıklı olarak Esplanade denen, daha eskiden kentin Hellenistik Agorası olduğu belirlenen alanda yer almaktadır. M. F. Smith 1997’de Fethiye Müzesi tarafından yürütülen bir kurtarma kazısının bilimsel başkanı olarak Esplanade’da başka bir dizi yazıt bloğu ortaya çıkarmış, ancak bu çalışma yarıda kalmak zorunda kalmıştır. Bu kazı Oinoanda’daki ilk ve tek arkeolojik kazı olmuştur. Yüzey araştırması çerçevesinde yürütülen çalışmalarda antik kentin devlet arazisi de ele alınmıştır. Oinoand’da Epikurosçu yazıtın yanı sıra, felsefi olmayan birçok metin de ortaya çıkarılmış yayınlanmıştır. Bunlar arasında özellikle Licinnia Flavilla mozolesi üzerindeki soyağacı bulunan yazıt ve Demostheneia yazıtı olarak bilinen yazıtın adı anılmaya değerdir. Bu yazıtlar Diogenes yazıtıyla birlikte Yunan dünyasının en önemli yazıtsal tanıkları arasındadır ve Oinoanda’nın "epigrafinin Eldoradosu" olarak özel bir öneminin olduğunun altını çizerler. Demostheneia Yazıtı, Alman Arkeoloji Enstitüsü “Kommission für Alte Geschichte und Epigraphik” bölümü müdürü M. Wörrle tarafından yayınlanmıştır ve İmparatorluk Çağı Küçük Asya kentlerinde yaşayan elit tabakanın dünya görüşü ve kutlama kültürünün belgesi olarak yorumlanmıştır.



 
 
Bu web sitesi Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin mali katkısıyla hazırlanmıştır. Bu web sitesinin içeriğinden Fethiye Müze Müdürlüğü sorumludur ve bu içerik hiçbir şekilde Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin görüş ve tutumunu yansıtmamaktadır.