LETOON


Letoon’da bulunan arkeolojik kalıntılar kutsal alanın M.Ö. 7. yüzyılda kurulduğunu göstermektedir. Arkaik ve Klasik Dönemlerde (M.Ö. 7 – 5) Anadolulu bir tanrıça ve bir Nymphe (su perisi) kültünün olduğu bilinmektedir. Hellenistik Dönemde görülen Yunanlaşma eğilimi ile bu kültün yerini Leto Kültü almıştır. Bu dönemde Letoon Likya Birliği’nin kutsal alanı haline gelmiştir. Likya sırasıyla Perslerin, Karyalıların ve Yunanlıların (önce Ptolomaioslar ve sonra da Rhodos) egemenliğine girmiştir.
Şair Ovidius’un anlattığı bir efsaneye göre, Zeus’tan hamile kalan tanrıça Leto, çocukları, ikiz tanrı Artemis ve Apollon’u Delos’ta doğurur. Sonra KsantHos nehrinin denize ulaştığı yere gelip, nehir boyunca kaynağa varıncaya kadar yürür. Kaynakta çocuklarını yıkamak isteyen, ama yerli halk tarafından engellenen tanrıça yöre halkını kurbağaya çevirerek intikamını alır.  İşte Leto Tapınağı insanların kurbağaya çevrildikleri bu yerde tanrıça Leto adına yapılmıştır. Bu efsanenin ardındaki gerçek, Anadolulu bir tanrıçaya adanmış bir su kaynağının varlığının olasılığıdır. Daha sonra da; aynı kaynak üstünde Leto, Artemis ve Apollon gibi üç tanrıya ait

Ayrıca Leto Tapınağında 1973 yılında bulunan üç dille yazılmış M.Ö 4. yüzyıla ait kitabenin bir yüzünde Aramice, diğer yüzünde ise Grekçe ve Likçe yazı bulunmaktadır. Likçe yazılarda, "Karya ve Likya satrabı olarak Pixodares`in M.Ö 358’de ilk kez yönettiğini, Hekotomnid sülalesi ile Likyalılar arasında iyi ilişkiler kurduğunu, Likya’ya Archon ve Xanthos’a vali gibi memuriyetlere adamlarını tayin etiğini yazmaktadır.

Kalıntılar ve ele geçen kitabeler buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir.      Alanın merkezinde yan yana üç tapınak görülür, ancak hiçbirinde zemin tabakasının daha üstünden kalıntı ele geçmemiştir. Doğuda kayalık sırta doğru 27.90 x 15.07 m. Ölçülerinde    6 x 11 sütunlu bir peristlos’u olan Dor Düzeninde bir tapınak yer alır, tanrı Apollona adanmış olan tapınak, M.Ö. 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir. Tapınak, pronaos, cella  ve opisthomodos’dan oluşur; cella duvarları yarım sütunlarla  süslenmiştir.  İlerde batıya doğru, daha erken bir tarihe ait olan ve daha büyük, Ion Düzeninde 30.25 x 15.75 m ölçülerinde tanrıça Leto’ya adanan bir tapınak daha bulunmaktadır. Bu tapınak diğerine göre daha iyi korunmuştur ve parçaları büyük bir bölümünün rekonstrüksiyonunun yapılmasına olanak vermektedir. Bu tapınağın da 6 x 11 sütunlu bir peristylos’u ve cella duvarlarında yarım sütunları bulunmaktadır. Söz konusu iki tapınağın arasında ise, 8.20 x 8.70 m ölçülerinde diğer tapınaklardan daha küçük ve daha erken tarihe ait tanrıça Artemis’e adanan bir tapınak daha bulunmaktadır.  

Tapınakların güneyinde, MS 7. yüzyılda terk edilmiş olan, bazilika şeklinde bir kilise bulunmaktadır.
Ana tapınağın güneyine ve batısına doğru yapılan kazılarda kutsal bir kaynak ile bağlantılı olan büyük bir Nymphaion ortaya çıkartılmıştır. Doğu – batı doğrultusunda inşa edilmiş dikdörtgen bina büyük ve yarım daire şeklinde kaplamalı bir tekne ile sınırlanmakta,  ve kuzeyde iki yarım dairevi eksedra içermektedirler. M.S.3. yüzyılda tarihlenen Nymphaion,  daha erken bir Hellenistik yapının yerine yapılmıştır.  Kazı çalışmaları çoğunlukla su altında yürütülmüş, ve büyük bir bölümü de günümüzde su içinde kalmıştır. Bu yapının bir bölümü 6. yüzyıl kilisesinin altında kalmıştır.
Alanın kuzeyinde, büyük ve iyi korunmuş Hellenistik Dönemde yapılmış bir tiyatro bulunmaktadır.  Kuzeybatıya cephesi olan cevea, yarım daireden daha büyük olup, orta kısmı tepe yamacının kesmesi sureti ile inşa edilmiştir; uç kısımları ise düzgünyüzeyli duvar örgüsünden oluşur. Bir daizoma vardır. Bunun iki tarafındaki kemerli geçit  cavea’ya açılır;

Antik Kentte bulunmuş olan üç dilli yazıtta, Grekçe,  Aramice ve Likçe dillerinde yazılmış metin yer almaktadır,  bu yazıt tapınakların doğusunda kaya tabakasının altında ele geçmiştir.  Yazıtta, Kaunos’lu tanrı Basileus için Ksanthos’ta kurulan bir kültten söz etmektedir. Bu, efsanevi bir şehir kurucusu olan,  Miletos’un oğlu Kaunos’un tanrılaştırılmasıdır; onun kültü, Kaunos’ta ‘kral’ ünvanı altında Roma Dönemi’ne kadar süregelir ve M.Ö 4. yüzyılda Maussollos’un erkek kardeşi Piksodoros’un satraplığı döneminde de var olduğu ispatlanmıştır. Yazıtta aylık ve yıllık kurbanlardan bahsedilir; kurallara karşı çıkanların,  Leto ve çocukları ile Nympheler önünde suçlu sayıldığı anlatılır.
Strabon, Letoon’un nehrin ağzından 10 stadion ve Ksanthos’tan 60 stadion uzaklıkta olduğunu söyler. Verdiği ilk ölçü doğru olabilir çünkü kıyı çizgisi antik dönemden bu yana değişmiştir,  Ksanthos’a 60 stadion ise  doğru bir bilgi değildir.
Şehirde M.S. 8 yüzyıldan sonrasına ait kalıntı izi görülmez. Arap akınlarının başlaması ile kentin terk edildiği düşünülmektedir.
Letoon Antik Kenti 1988 yılından beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunaktadır.



 
 
Bu web sitesi Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin mali katkısıyla hazırlanmıştır. Bu web sitesinin içeriğinden Fethiye Müze Müdürlüğü sorumludur ve bu içerik hiçbir şekilde Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin görüş ve tutumunu yansıtmamaktadır.